
İtalya'nın doğa harikası ünlü Como Gölü kenarında küresel ekonomiyi masaya yatıran çok sayıda ekonomist, toparlanma konusunda karamsar bir tablo çizdi. Ekonomik kıyametten söz edenler bile oldu.
İtalya'da Como Gölü kıyısında her yıl düzenlenen Ambrosetti Forumu için bir araya gelen ekonomistler, eşsiz doğa manzarasına rağmen küresel ekonominin geleceği konusunda karamsar kaldılar. Devlet başkanları, bakanlar, Nobel ödüllü ekonomistler ve işadamları her yıl Ambrosetti Forumunda buluşuyor. Bu yılki forumda başını 'kâhin' lakaplı Nouriel Roubini'nin çektiği ekonomistler gerçek bir ekonomik toparlanmanın önünde büyük engeller bulunduğunun altını çizdi. Ekonomistler teşvik planlarının ve hükümetlerin ekonomiye akıttıkları paranın sonunun geldiğine, Çin başta olmak üzere küresel ekonomiyi sırtlaması beklenen ülkelerin ihracata olan aşırı bağımlılıklarına, Avrupa ülkelerinin pahalı euro nedeniyle rekabet avantajını kaybettiğine dikkat çekti. Foruma katılan ekonomistler ABD, Japonya ve pek çok Avrupa ülkesinin belirgin bir ikinci dip riski ile karşı karşıya olduğunun altını çizdi. İş dünyasının önde gelen isimleri de kısa vadede ekonomiyle ilgili olumlu görüşlere sahip değil. Özellikle istihdam konusunda karamsar bir tablo çiziliyor.
Ekonominin Kabusları
- Trilyonlarca dolarlık mali teşvik paketlerinin sona ermesi
- Teşvikler nedeniyle dağ gibi büyüyen borç yükü ve bütçe açığı
- Gelişmekte olan ülkelerin ihracata olan aşırı bağımlılığı
- Dolar karşısında aşırı değerli olan euro
- ABD emlak sektöründe bitmek bilmeyen sorunlar
- GeliÅŸmiÅŸ ekonomilerde zirve yapan iÅŸsizlik
- Emtia fiyatlarındaki yüksek artış hızı
Küresel Ekonomi İkinci Diple Köşeye Sıkıştı Ekonomistler Karamsar İtalya'da dün sona eren Ambrosetti Forumu'nda küresel ekonomiyi ve ülkeleri masaya yatıran çok sayıda ekonomistin ortak endişesi, ekonomik toparlanmanın bir türlü gerçekleşmeyecek olması.
Başını "kâhin" lakaplı Nouriel Roubini'nin çektiği bir grup ekonomiste göre başta ABD olmak üzere tüm dünyada ekonomik kıyamet yaklaşıyor. İtalya'da Como Gölü kıyısında her yıl düzenlenen Ambrosetti Forumu için bir araya gelen ekonomistler küresel ekonomik krizin yaralarının sarılmaya çalışıldığı ve ABD ekonomisinde ikinci dip tartışmalarının zirve yaptığı bu dönemde ABD, Japonya ve Avrupa ülkelerini bekleyen tehditleri masaya yatırdı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet'nin krizde ikinci dip tehlikesi olmadığı görüşünün aksine 3-5 Eylül tarihleri arasında düzenlenen forumda gerçek bir ekonomik toparlanmanın önünde büyük engeller bulunduğunun altını çizdi.
İkinci Dip Kapıya Dayandı Devlet başkanları, bakanlar, Nobel ödüllü ekonomistler ve işadamlarının her yıl bir araya geldikleri Ambrosetti Forum'da küresel ekonomi için kötümser bir tablo çizildi ancak yine de hızla ikinci dibe yaklaşan dünya ekonomisinin can simidinin gelişmekte olan ekonomiler olacağı belirtildi. Ekonomistler ABD ve diğer gelişmiş ekonomiler konusunda oldukça karamsar. Ambrosetti Forumu'nda sadece Peterson Institute for International Economics öğretim üyesi Edwin Truman küresel ekonomide bir büyüme öngördü ancak onun da bugüne kadar alışılmış oranların altında kalacağını belirtti.
Ekonomistler küresel ekonomiye yönelik bazı tehditler üzerinde uzlaşırken bunların başında teşvik paketlerinin sona ermesi geliyor. Lehman Brothers'ın 2008'deki iflasının ardından hızla çöküşe geçen dünya ekonomisinde hükümetler trilyonlarca dolarlık teşvik paketlerine ve vergi indirimlerine yönelmişti. Şu anda ABD ve Avrupa ülkelerinin ekonomilerinde gözlenen büyümede bu paket ve yardımların etkisi büyük. Ancak şimdi çoğu sona erdi ya da ermek üzere. Dolayısıyla ekonomiye para akıtan musluğun kuruması gerçek durumu da gözler önüne sereceğinden endişe yaratıyor. Bunun yanında dev teşvik paketleri hükümetlerin başına bir de dağ gibi büyüyen borç yükü ve bütçe açığı derdini açtı. Bu nedenle başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ekonomide kemer sıkma önlemleri devreye girdi. Bu da ekonomik büyümeyi frenleyen bir etken. Diğer yandan özellikle Rusya gibi ülkeler için yüksek emtia fiyatları da bir tehlike olarak öne çıkıyor. Çin'in önderliğinde hızla büyüyen gelişmekte olan ülke ekonomilerinin küresel krizden ağır darbe alan gelişmiş ekonomileri yeniden hayata döndürmeleri bekleniyordu. Ancak bu ülkelerde ihracata olan aşırı bağımlılık Batı ülkelerinin kendilerinden alım yapmasını zorunlu kılıyor. Gelişmiş batı ekonomilerine yapılan ihracatın kesilmesi yeni bir sorunu beraberinde getirir. Hatta Roubini, bir yıl içinde Hindistan'ın Çin'in büyüme performansının önüne geçebileceği uyarısında da bulundu. Hindistan'ın Çin karşısında en büyük avantajı gelişen bir ekonomi olarak iç piyasaya daha fazla bağımlı olması.
'İşsizlik Tam Bir Felaket' Avrupa ülkelerinin en ciddi sorunu ise bir iki ay önce dolar karşısında rekor dipleri görse de hâlâ aşırı değerli olarak nitelendirilen ortak para birimi euro. Ekonomistlerin dikkat çektiği bir başka tehlike ise küresel ekonomik krizin fitilini ateşleyen ABD emlak sektöründe bitmek bilmeyen sorunlar. Yine başta ABD olmak üzere gelişmiş pek çok ekonomide ortak kâbus olan işsizlik de ekonomistlerin karamsar olma nedenlerinden. İspanya'da yüzde 20 civarında olan işsizlik oranı ABD'de yüzde 10'a dayandı. Nouriel Roubini, ABD istihdam piyasasındaki durumu "tam bir felaket" olarak nitelerken ABD ekonomisinde bundan sonraki çeyreklerde büyümenin çok düşük olacağını, ekonomiye aktarılan 3 trilyon dolara, faiz oranlarının yüzde 5'ten O'a çekilmesine ve gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 10'una ulaşan bütçe açığına rağmen yıllık büyüme oranının da yüzde l'de kalacağını belirtti. ABD'nin atacak kurşunu kalmadığının altını çizen Roubini, ABD'de iki dipli resesyon olasılığının yüzde 40 olduğunu, Japonya'yı ise çok daha kötü bir durumun beklediğini söyledi.
Harvard Üniversitesi profesörlerinden Niall Ferguson, 2001'den bu yana ABD'de borcun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının iki katına çıkarak yüzde 66'ya ulaştığını, bu oranın tehlike bölgesi olan yüzde 100'e doğru gidebileceğini belirtti. Associated Press'de yer alan açıklamasında "Bu sürdürülemez bir mali politika" diyen Ferguson, yakında ABD'nin borç ödemeye ulusal güvenlikten daha fazla bütçe ayırmaya başlayacağını ve bunun da küresel bir güç için bardağı taşıran son damla olacağını söyledi. University of Munich'te ekonomi profesörü ve Alman IFO Enstitüsü Başkanı olan Hans-Werner Sinn ise ABD'lilerin bolluk içinde geçen yılların ardından yaşam standartlarını düşürmeleri gerektiğine dikkat çekerken JP Morgan Chase International Yönetim Kurulu Başkanı Jacob Frenkel de ABD'den gerçekçi olmasını istedi.