Bu site sektörler dizininde yer almaktadır.

Türkiye'de Çarpık Kentleşme ve Olası Çözümler

Kentlere göç tarih boyunca yaşanmakta olan, zaman zaman azalıp çoğalan ama hiç bitmeyecek bir süreçtir, insanlar yerleşik düzene geçerek kentlerde yaşamaya başladıklarından beri kentler, sağladıkları ekonomik avantajlar ve daha iyi yaşam standartları açısından köylerde ve kırsal kesimlerde yaşayan insanlar için çekim odakları olmuşlardır. Bu süreçte kentlere gelen çok sayıda insan, doğal olarak, barınma ihtiyaçlarına çözüm bulmak zorunda kalmışlardır. Genelde kentler bu kadar çok sayıda insanı barındırmaya hazır olmadıkları için kentlerin çevrelerinde varoş veya getho diye de adlandırılan, Türkiye'de yaygın olarak gecekondu mahalleleri denilen bölgeler oluşmuştur.

Kent İmar Planları ve Kentsel Dönüşüm Projeleri
Kentlere göç ve neticesinde gecekondulaşma süreci Türkiye'de yaşandığı gibi dünyanın bir çok ülkesinde de yaşanmıştır. Gelişmiş ülkeler bu sorunla baş etmenin çeşitli yollarını bulmuşlar ve yaptıkları uygulamalarla gecekondu sorununu kentleri rahatsız etmeyecek seviyelere çekmeyi başarmışlardır. Gelişmiş ülkelerin yaptıkları başarılı uygulamaların temelinde, kentlerin uzun vadeli (20-50 yıllık) gelişim gereksinimleri bazında yaptıkları ve titizlikle uyguladıkları Kent İmar Planları yatar, örneğin, Avrupa'da Paris, Berlin, Londra, ABD'de New York ve Washington DC gibi birçok şehir için bundan yüzyıllar önce kent imar planları yapılmış ve yıllar içerisinde güncellenerek uygulanmıştır. Böylece, bu şehirler günü birlik çözümlere mahkum olmamışlar zamanı geldiğinde de yine planlı bir şekilde büyüyerek bizdeki örneklerine kıyasla çok daha düzenli ve kolay idare edilebilir birer metropol haline gelmişlerdir.

Anadolu'da Başarılı İmar Çalışmaları
Kent İmar Planı kavramı Osmanlı döneminde yeterince bilinmediği ve uygulanmadığı için, Cumhuriyet Türkiye'sine çevreleri gecekondularla sarılmış, çarpık yerleşimlerden bunalmış bir dizi sorunlu kent miras olarak kalmıştır. Bizde İmar Planları konusunda bilinçlenme ise ancak Cumhuriyet döneminde başlamış ve Ankara'nın modern bir şehir olarak yeniden kurulması sürecinde, Alman mimarların da destekleri ile en başarılı örnekleri uygulamaya konulmuştur.

Günümüzde de Anadolu'daki bir dizi kentde kendi çaplarında başarılı imar planları ve uygulamalar yapıldığını sevinerek görüyoruz. Eskişehir örneği bunlar arasında en başarılılardan biri olarak dikkat çekiyor.

Yeni kurulacak kentler (Ankara ve Astana gibi) imar planları bazında sıfırdan planlı bir şekilde kurulabilir. Ama eski ve tarihi şehirler için yapılacak imar planları mutlaka Kentsel Dönüşüm projeleri ile desteklenmelidir. Ancak bu şekilde kentlerin gecekondu bölgeleri ile şehir dışına çıkartılması gereken endüstriyel bölgeler, çöp toplama alanları ve doğal afetler açısından duyarlı alanlar gibi bölgeler ıslah edilebilir. Bilindiği gibi, Kentsel Dönüşüm projelerinde kentin sorunlu bir bölgesi ele alınarak yerel imar planı yapılır ve o bölge her türlü sosyal kültürel ve ekonomik alt yapısı düşünülerek çağdaş bir yerleşim bölgesine dönüştürülür. Bu yapılırken kentin imar planı ile uyum sağlamaya ve o bölgenin komşu bölgelerle sorunsuz bir etkileşim (ulaşım, alt yapı servisleri vb.) içinde olabilmesine özen gösterilir. Son dönemde, yurt çapındaki belediyeler cephesinde Kentsel Dönüşüm konusunda yaşanan bilinçlenme neticesinde kapsamları giderek artan başarılı uygulamalara tanık oluyoruz. Bu uygulamalarla kentlerin belirli bölgeleri çağdaş yaşam şartlarına kavuşturulurken kentlerin genelinde de çeşitli rahatlamalar sağlanıyor. Ama daha dönüştürülecek yüzlerce bölge var ve bu kentsel dönüşüm uygulamaları çok para, zaman ve emek gerektirdiği için ve belediyelerin olanakları kısıtlı olduğu için, bu süreç yazık ki arzu edildiği kadar hızlı bir şekilde geliştirilemiyor.

İnşaat sektörü ekonominin en etkili sektörlerinin başında gelir, özellikle yan sanayi ve uygulamaları açısından en büyük istihdamı ve hareketi inşaat sektörü sağlar. Bu nedenle, dünyanın her yerinde ekonomisini canlandırmak isteyen hükümetler inşaat sektörünün önünü açacak uygulamalara öncelik verirler. Türkiye'de de bu böyle olagelmiştir. Son dönemde inşaat sektörünü canlandırmak için yapılan uygulamalar arasında en dikkat çeken ve en etkili uygulamaları TOKİ cephesinde görüyoruz.

TOKİ yurt çapında 400.000 üniteye yaklaşan ve yakın zamanda 500.000 üniteyi hedefledikleri konut üretimi ile sektörün lideri ve lokomotifi olmuştur. Bunun için hükümetin kuruma sağladığı çok özel yetkileri akılcı bir şekilde kullanarak bu seviyede üretken olmayı başarmıştır. TOKİ'nin akılcı uygulamaları arasında lüks konut siteleri yaparak, özel sektör için arsa geliştirip satarak para kazanmak gibi uygulamalar özellikle dikkat çekiyor. Bu ve benzeri uygulamalar olmadan TOKİ'nin bu kadar konut üretmesi ve yurdun çeşitli yörelerinde dar gelirlileri aylık 100 TL'ye kadar inen faizlerle konut sahibi yapabilmesi mümkün olamazdı.

İşin en güzel tarafı; TOKİ sadece konut üretmiyor, her türlü alt yapısı ve sosyal, kültürel ve ekonomik donatıları (idari birimler, okul, alışveriş merkezleri, hastane, cami vb) ile planlanmış çağdaş yaşam alanları üretiyor. Bu çağdaş yaşam alanları özellikle Anadolu'nun geri kalmış bölgelerindeki vatandaşlarımız, yerel müteahhitler ve belediyeler için güzel ve eğitici örnekler de oluşturuyor. Bu örnekleri gören ve yaşayan insanlarımız artık daha düşük standartları kabul etmiyor. Neticede, çağdaş kentsel yaşam alanları konusunda toplumsal bir bilinçlenmeye de ciddi katkılar sağlanmış oluyor. Böyle bir bilinçlenme yeterince gelişmeden ve daha iyi kentsel yaşam ortamları için kentlerde yaşayanlar öncelikle bireysel olarak katkıda bulunmadan ve ardından bunları belediyelerden ve hükümetlerden talep etmeden kentlerimizi çağdaş standartlara taşımamız mümkün olamaz.

TOKİ Belediyelere Kentsel Dönüşümde Destek Veriyor
TOKİ aynı zamanda imkanları kısıtlı belediyelere de Kentsel dönüşüm projelerinde ciddi destekler veriyor ve yaptığı uygulama projeleri ile yurt çapında bir dizi kentin seçilmiş bölgelerinin dönüştürülmesini sağlıyor.

Peki, bu güzel işleri yapan TOKİ hiç mi yanlış iş yapmıyor? sorusuna en iyi cevapları TOKİ projelerinin müteahhitleri, TOKİ'den konut/iş yeri alanlar, ilgili belediyeler ile çevre ve tarihi dokuları koruma kurullarının ve Bayındırlık Bakanlığının yetkilileri verebilirler. Yurt çapında bu kadar proje geliştiren ve üretim yapan bir kurumun bu süreçte hiç hata yapmaması da düşünülemez. Gönül ister ki, kurum yöneticileri adı geçen çevrelerin dikkatlerini çektikleri hatalara karşı duyarlı olsunlar ve imkanlar dahilinde gecikmeden düzeltmeye çalışsınlar. En azından, yeni projelerde benzer hataları yapmamaya özen göstersinler.

(Bu çerçevede dikkat çeken bir olumlu gelişme; TOKİ projelerinin mimari açıdan görsellikleri ve fonksiyonerlikleri konusunda eleştiriler artınca, TOKİ yönetimi duyarlılık göstermiş ve kapsamlı bir yarışma açarak daha çağdaş tipik konut projelerini geliştirmeye çalışmıştır. TOKİ yönetiminin aynı duyarlılığı diğer eleştiri konularında da göstermesi doğru olur.) Daha çağdaş kentlerde yaşamak arzusuyla, tüm ilgililere başarılar dilerim...

Kaynak: Sabah Ek

Yeni Haber Başlıkları:
Diğer Haber Başlıkları:

Bağlantılar

Bize Ulaşın

Reklam-Tanıtım

Katılın

Uzmana Danışın, Bilgilenin

Kayıt Yaptırın

İzleyin

  • RSS

  • Mobil Görüntüle

İş Ortaklarımız